sinsi usul adımlarla gelirmiş ayrılık… anladım
açmazmış o bahar taze güller dallarda
zaman, nazlı bir uykuya dalarmış
çaresizlik,nöbet tutarmış başucunda
simsiyah bir iklime dönermiş mevsimler
poyraz eser,lodos vururmuş kıyılara… anladım
dertli bir ud çalarmış,dut ağacının dibinde
kar’da heybetlenip,güneşte kavrulurmuş yemyeşil umutlar
kaybolurmuşuz sokaklarda, donakalırmışız soğuklarda… anladım
yangın yeriymiş aşk’ın dil’i,son yudum sen olurmuşsun kadehimde
ve içersem gidermişsin
romantik bir şarkının dizlerinde uyurmuş insan
rüzgar denizi yarar ya, hüzün de gönlü yorarmış…anladım
sarhoş olurmuş yıldızlar,gök sarhoş,dağ sarhoş,su sarhoş olurmuş
kahırlı adımlarla dönermiş insan kendine
bedenim dar’da kalırmış, susuzluğum bundanmış…anladım
…
gönülsüz vedalar olurmuş acıta acıta
bir selam, bin sancı olup saplanırmış kalbe
bir bakış,göz kanatırmış … anladım
ıssız bir dağ başına kaçarmışız ürkek kuşlar gibi
kurşunsuz,silahsız kalırmışız yapayalnız
her yan puşt çemberiymiş… anladı
…
bir de sevdiği azalınca üzerine eklermiş insan hep kendinden
ve sonra yine kendini basarmış yaralarının üzerine… anladım
mazi deniyormuş o kapkara trene
alıp başını gidermiş uzaklara ve dönmezmiş bir daha
bol anı, bol sızı, bolca da ‘seni’ bırakırmış geriye…anladım
…
beyhan duran 2015

