Dün köyümüzde büyük bir yangın hasar alarak atlatıldı. Ama henüz tehlike geçmedi. Özellikle Köylünün çabası büyüktü. Ellerinde tahra,çapa , tırmık ne varsa yangına koştular. Özel kepçe, traktör, arazöz, tankeri olan birkaç arkadaş da seferber oldular.
Bir de köyümüze yangın sebebiyle de olsa Orman Bakanı geldi. Arkasında önünde Milletvekilleri, Vali, Kaymakam, Garnizon komutanı, komutanlar, Emniyet Müdürü, daire başkanları, orman müdürleri geldiler. Sade bir selam ile oturup çay kahve, soğuk su içtiler. Aralarında hal hatır sordular. Vesile ile köy halkı yeni parlatılmış, çakarlı lambalı, model model arabalar, 4 çekerler gördü bolca.
Bakan da görevi gereği bakacaktı tabii ki,baktı ve gitti. Tiril tiril gömleği, pırıl pırıl ayakkabılarıyla. Ben başında baret, ayağında çizme ile gelmeli diye düşünmüştüm. Hani herkese moral olurdu böylesi.Bakan ve diğer erkan giderken herkesin ortak bir düşüncesi vardı. Bu kadar makam aracı olacağına iki yangın uçağı oluverseydi. Şimdi yangın konuşmuyor olurduk. Thk uçakları bozuk,çalışmıyor dendi,bozuk denilen uçaklar İstanbul havacılık festivalinde şov yaptı. Tonlarca su boşalttı piste,gereken mesajı verdi. Görev olursa hazırız dedi.
Ama Sn Bakan’ımızı ağaçlandırma çalışmalarına bekliyoruz. Bu kez çizmeleriyle gelse de artık olan oldu, yüzlerce yıllık orman yok oldu. Orman ile birlikte 5-6 köyün zeytinlikleri, bağları da yandı. Hepsi köylülerin ata yadigarıydı. Zarar çok büyük, maddi manevi çok büyük.100 yaşında bir zeytin ağacına, bir asma kütüğüne bedel biçilir mi? Bu kadar da değil kayıplar. Ormanda yaşayan canlılar, kuşlar, böcekler de yandı. Flora yok oldu.
Orman köylüsü, insanımız ormanın değerini biliyor. Koruyor, kolluyor. Orman Bakanlığı da birgün üzerine düşeni tam olarak yaptığında başarabiliriz.

