“CHP İZMİR’İN BAŞINDA PARTİ TÜZÜĞÜNDEN HABERSİZ BİR İL BAŞKANI VAR”

 

Röportaj Serisi-3

CHP’de beş dönem il başkanlığı yapan Kemal Karataş, kongreler sürecini ve partiden ihracını Söz Bizde’ye değerlendirdi. Karataş,  mevcut il başkanının parti tüzüğünü bilmediğini savundu.

Kemal Karataş, CHP’nin “öfkeli ve sert” simalarından. 18 yaşında CHP’ye üye olan, 2009 yerel seçimlerinde 30 belediye alma başarısı gösteren CHP’de o dönem il başkanlığı yapan Karataş, yakın zamanda partiden ihraç edildi. İhraçla ilgili hukuki yollara başvuran Kemal Karataş’la neler yaptığını ve kongreler sürecinde CHP’den neler beklediğini konuştuk. Karataş, mevcut İl Başkanı Deniz Yücel’i başarısız bulduğunu belirterek, kongre sürecinde de Yücel’in genel başkanın talimatlarını uygulaması gerektiğini söyledi. Karataş, “Böyle koltuğa yapışıp, koltuktan, makamdan güç alan bir il başkanı istemem. Ne istemem? Belediye başkanlarının emrinde bir ilçe başkanı, il başkanı istemem. Belediyede çalışan parti yöneticisi istemem” dedi.

Mazlum VESEK

Partinizle yaşadığınız ihraç edilme olayından sonra özellikle çevreniz nasıl  bir tepki gösterdi?

CHP’de maalesef iki yüzlülük çok fazla. Benimle karşı karşıya gelindiğinde üzüntülerini belirtiyorlar; ama ardından  sus pus. Benimle ilgili verilen partide verilen ihraç kararına herkes tepkili. Herkes olamaz diyor; ama yönetim kademelerinde ne diyorlar bilemiyorum.

Bu basına yansıyan demecinizle ilgili özellikle vurgulamak istediğiniz bir şey var mı?

Ben 18 yaşında partiye girdim. O tarihten bu yaşıma kadar başka hiçbir siyasi partiyle flört etmedim. Beş dönem il başkanlığı yapmış biriyim. Ben vereceğim demecin partiye zarar vereceğini bilmez miyim?

Peki nedir bu işin aslı? Madem partiyi bu kadar tanıyan birisiniz. Ne oldu da buraya gelindi?

Bana disiplin kurulunda söylenen şu: “Sen partiyle ilgili görüşlerini çanak medyaya, yani iktidara medyasına malzeme veriyorsun”. Ben Sayın Tunç Soyer’in şatoda oturma talebini medyada gördüm. Ben bu haberleri görünce, kendi sosyal medyada söz konusu eleştirileri kendim yazdım. Yani herhangi bir medya kuruluşu beni aramış değil. Ben de aramış değilim. Sosyal medyamdan kendileri aldı. Söz konusu yazı hala benim hala sosyal medyada duruyor. Basın kuruluşları zaten haberi daha önce yapmıştı. Ben malzeme vermedim. Var olan bir durumla ilgili sosyal medyamda görüş yazdım. Ardından kim benim yazdığımı alırsa alır.

Hukuki bir mücadeleniz var mı?

Var tabii. Şimdi ben partiden ihraç edildim. Ben Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) başvurdum. Duruşmalı istedim. Gideceğim, anlatacağım. Eğer, YDK beni ihraç ederse “hak, hukuk, adalet” sloganımıza hiç uymamış olacak. Benim öyle hakaret içeren bir tutumum da yok. Partide özgürlük, demokrasi deniliyor. Tamam, elbette kurallara ihtiyaç var; ama bunları da bilen birisiyim ben. Bunlara riayet etmemiş değilim ki…

Ne hissediyorsunuz peki?

Hem şaşkın hem üzgünüm. Şaşkınım, sadece bir tercihi eleştirdim diye bunun yapılmaması lazımdı. Partiyi koruma refleksiyle bu yazıyı yazdım. Herkes zaten söylemez bunu. Partide görev almış insanlar eleştirir. Ben de bu sorumlulukla hareket ettim.

Bunun arkasında başka bir şey arıyor musunuz?

Haksızlığa ve hataya boyun eğmemiş biriyim. Herhalde bu tutumum birilerini rahatsız etti.  Yahu, bugünkü iktidarı eleştiren yüzlerce yazı yazdım. Sosyal medyamda duruyor. İddia ediyorum, şimdiki il başkanının hatta milletvekillerinin bile cesaret edemeyeceği eleştiri yazılarım var. Kimse kapımı çalmış değil. Çünkü hakaret içermiyor. Zaten, kimse kimseye hakaret de etmesin.

CHP sizden şunu mu bekliyor, sosyal medyada yazma, gel bize mi söyle deniliyor?

İyi de beni kim çağırmış da bir şey sormuş. İşte seçim döneminde gittim. Bana bir görev verin dedim. Partinin broşürü dağıtılacaksa, dağıtayım dedim. Kimsenin görev verdiği bile yok. Çalıştıkları yok ki…

En son ne zaman il başkanıydınız?

2009 yılında. Tabii il başkanlığı dışında da ben her zaman toplumun içinde yer aldım…

Peki şimdi bir kongre süreci söz konusu. Siz halihazırdaki il ve ilçe örgütlerini takip ediyorsunuz. Adaylara önerileriniz neler ve nasıl bir kongre süreci izlemek istiyorsunuz?

Böyle koltuğa yapışıp, koltuktan, makamdan güç alan bir il başkanı istemem. Ne istemem? Belediye başkanlarının emrinde bir ilçe başkanı, il başkanı istemem. Belediyede çalışan parti yöneticisi istemem. O kadar yanlış ki…Arkadaşımız partili, belediyede çalışıyor. Partinin yönetimine getiriliyor. Kim getiriyor? Aday belirleme usulü bir yanlış. Demokrasinin D’si yok. Şekil şartının yerine getirilmesinin dışında bir şey yok. Belediye başkanı kendi yanında çalışan birini öneriyor il yönetimine. İl yönetimi oluşuyor, belediyede çalışan sayısız insan var içinde. Şimdi ne yapıyor? O çalışanlar, orada ne oluyor ne bitiyor kendi bağlı olduğu belediye başkanının hakkını hukukunu savunmakla meşguller ve yönetimde ne olup bitiyorsa oraya bildirmek gibi bir görevleri oluyor. Ondan sonra ne oluyor? İlçe başkanını belediye başkanı seçtiriyor. Bak göreceksiniz şimdi, ilçe belediye başkanı kimi istiyorsa o ilçe başkanı oluyor. Belediyede çalışan ilçe başkanı örneği var. Merkezdeki bir iki ilçeyi saymazsak ilçe başkanlarının çoğu belediyede çalışıyor. Şimdi grup başkanı oluyor. Yani grubu yönetecek. Belediye başkanının da başı oluyor. Belediyede çalışırken de belediye başkanının emrinde çalışan bir işçi oluyor. Ne dersiniz bu duruma? Parti ancak bu şekilde pasifize edilir.

Öyle diyorsunuz; ama İzmir’de hala CHP’nin açık ara bir başarısı söz konusu….

Siz buna başarı mı diyorsunuz? Her seçimde parti birkaç puan geriye düşüyor.

31 Mart 2019 seçimleri de bu gerilemeye dahil mi?

Dahil tabii ki. Bizim elimizde 30 tane belediye vardı. 2009’da. Bu başarı değil ki…Ha şimdi, sistem değişmeseydi daha çok kaybederdik. Şunu söylemeye çalışıyorum: Organize olmak yok. Toplumu bilinçlendirme yok. Toplumu aydınlatma yok. İzmir’de CHP’li olmak kolay iş. Ben şimdi adaylara çok çalışmayı, toplumla kaynaşmayı ve onun sorunlarını cesurca savunmayı öneririm. Örgüt aktif ve canlı olacak. Ne belediye başkanına bağlı olacak ne de başka bir yapıya. Belediye başkanı ve il-ilçe başkanı birbirinin görev alanına girmeden uyum halinde çalışacaklar. Bunu tavsiye ederim.

Şimdi Kemal bey, el vicdan diyelim. Beş dönem il başkanlığı yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu manzarada sizin hiç mi payınız yok?

Hiç yok. Katiyen.

30 tane belediye alıyorsunuz ve bu 30 yerde hiç buna benzer sorun yaşanmadı öyle mi?

Hayır, yaptırmadım öyle bir şey.

Bu hastalık sizden sonra mı başladı?

Evet, öyle.

Peki, halihazırda genç bir il başkanı var. Seçim deneyimleri var. Nasıl buluyorsunuz ve kongrede de aday olacak gibi duruyor. Bir değerlendirme yapar mısınız?

Başarılı görmüyorum. Şimdi bakın…isterseniz şimdi arayın, bakalım ulaşabilecek misiniz! Katiyen ulaşamazsınız. Ne kadar çok görevin var ki ne kadar yoğun olmalısın ki…Yani ulaşamazsınız. Toplantıların dışında görme şansınız yok. CHP il binasına gidin, sanki Milli İstihbarat Teşkilatı’na giriyorsunuz. Kapılar kapalı. Gizemlilik hakim. Birisi il başkanını soruyor: “Randevunuz var mı?” deniliyor. Yahu adamın bir derdi var, gelir. Onu dinle. O insana dokun. Yok, randevu olacak. Ha o randevu nasıl alınır, onu da bilmiyorum. Devlet dairesi gibi. MİT derken, yani oraya gidin hemen size “Neden geldin?” diye sorarlar. Kapım açıktı her zaman. Birisi geldi mi özel konuşması varsa ben onu alır bir odada sohbet ederdim. Gözümün önünde Başkan Deniz Yücel’in, kendisine bağlanan bir telefon hakkında “Ben onunla görüşmem” dediğini gördüm. Böyle şey olmaz.

Bu eleştirilerinizi olduğu gibi yazmak bizim görevimiz; ancak bir gerçeklik de var ki 31 Mart Yerel Seçim sonuçları CHP’de bir özgüven yaratmış durumda. Bu özgüven hali sizin gibi eleştirel yaklaşımı olan insanların duyulmaması önünde bir engel mi oluyor?

Nasıl yani?

“Biz 31 Mart’ta başarılı olduk. Sizin eleştirileriniz yersiz” manasında…

Yahu, başarılı değiller ki…İzmir’i soruyorsanız bana, ben 30 belediye kazandırmış il başkanıyım. Bundan aşağısı olduğu sürece başarılı olmuş saymam. Seçim oranlarına bakın. Sürekli bir gerileme var. 31 Mart’ta İYİ Parti’nin de olduğu bir ortamda bu kadar belediye alınmış. HDP de oy verdi. İttifakın sağlayacağı faydanın en çok İzmir’de hissedilmesi gerekti. Olmadı.

Kongre sürecinde en çok hangi ilçeyi takip edeceksiniz?

Hepsini takip edeceğim. Beni arayan partililer de oluyor. Gördüğüm kadarıyla Mavi Liste ve Beyaz Listeler karşı karşıya gelecek. Tabii unutmamak lazım ki Genel Başkan’ın bir talimatı var: Belediye başkanları karışmayacak. O zaman karışmayacaklar. Karışırsa, gerekeni yapmazsan görevini yapmamış olursun. Genel başkanın buradaki temsilcisi kim? İl başkanı. Belediye başkanlarının bu durumu ihlal etmesine il başkanı göz yummamalı.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Benim üslubum serttir; ama hakaret içermez. Partim 50 yıllık partili olarak beni ihraç etti. Siyasi yaşamım her zaman başarılarla doludur. Bir demeçten dolayı partiden ihraç etmek doğru değil. Parti içi hukuk ve demokrasi işlemedi. Yüksek Disiplin Kurulu bu ihracı onaylarsa, aynı cezayı uygularsa bugün eleştirdiğim iktidarın hukuku beni döndürürse buna üzülürüm.

Bir de şu anda il başkanımız bir hukukçu. Siyasi partiler kanununa göre nüfusu 500 bini geçen illerde siyasi partiler disiplin kurullarına en az 4 tane hukukçu almak zorundadır. Bizim tüzüğümüz de bu kanuna uygun olarak düzenlemiş ve tüzüğümüzün 65’inci maddesinde disiplin kurullarına en az 4 tane hukukçuyu dahil etmeniz gerekir demiş. Bizim il başkanımız hukukçu olmasına rağmen, disiplin kurulunda iki tane hukukçu almış. Bundan haberi de yok. Yani parti tüzüğünü çiğneyerek beni atarlarsa ve ben konuyu yargıya taşıyıp geri gelirsem buna çok üzülürüm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir