bi bakmışsın günün birinde içimin taaa en puslu ikliminde
arka koltukta uyuyakalan bir çocukmuşum çıkmışım ne kadar dağ varsa en yükseğine
minicik kalmış herşey kalakalmışım serçe yüreğimle
o kahrolası ve kaybolası günlerde bir dolu karabasan birikmiş ya içinde
kara dikenler saplanmış ya kalbinin en pamuk yerine…
bi bakmışsın karanlık diz çöküvermiş gecenin önünde affet demiş affet bir daha kalmam bu kadar uzun diye
…
bi bakmışsın tesbih taneleri gibi dağılmışsın her bir parçan her bir yerde
topla toplayabilirsen ekle ekleyebilirsenı
bi bakmışsın kirpiklerinden koca bir balya düşmüş gözlerinin üzerine
hangi ”aşk” ın kahramanıydın unutuvermişsin
kurulu sofralarda şarkıların dibini boylamışsın ıslık çalıyormuşsun gölgesinde bir kayısı ağacının
nakaratlara inat gelişigüzel satırı oluvermişsin hayatın…
…
bi bakmışsın çocukken kanayan dizim gibi inceden ağlıyormuş gözlerim
can yakıyordu ya dağ dikenleri gibi batan ve acıtan duruşun
oysa tam da sapağında yakalayıvermiştim seni
ve sanıyordum ki;
düştüğün gün dalımdan geçecektim tüm sevdalardanı
oysa bir tutam fesleğen bir avuç yasemen geçiriveriyormuş ki herşeyi
bi bakmışsın en efkar vaktinde ruhunun bir ses çınlamış kulağında
” saçına karışan yıldız tozlarının sihrine kapılma a canım… bi hafif yele bakar aldandığın”
bi bakmışsın o ses kurşun olup delivermiş kale duvarlarını
hem ”canım sende” deyip de gidivermezmiş ki sevenler
bi bakmışsın tutmuşum dört bir ucundan topluyorum kendimi
artık söz: demem bir daha ”korkarım ikbalima”
şakaydı ki yanmadım gittiğine !..
…
bi bakmışsın atmışım kendimi buz gibi sulara akıp gitmiş sana ait ne varsa
ilk bakışın saplıydı ya kirpiğimin altında
kırpınca bir iki o da gitmiş vallaha…
e hadi bir yürekten taşınma vakti
artık değmesin dal’ın yaprağıma sen tas’ı topla ben tarağı
sen de; kes be gönlüm kes ağlamayı.
…
beyhan duran / 2014

