Seri Röportaj- 5
CHP İzmir Milletvekili Bedri Serter, Kılıçdaroğlu’nun çalışma arkadaşlarını seçmesinin doğal olduğunu ifade ederek, genel başkanın adayını desteklemenin yerinde olacağını söyledi
İzmir’de bir dönem il başkanlığı da yapan CHP İzmir Milletvekili Bedri Serter, kongre sürecini ve milletvekili olarak çalışmalarını değerlendirdi. CHP’nin Türkiye’nin her bölgesinde etkin olma hedefi içinde olduğunu belirten Serter, “Uzun süredir farklı bölgelerde yaptığımız çalışmalar sonucu, oylarımızın düşük olduğu yerde bir yükseliş içindeyiz” dedi. Serter, İzmir’deki kongre sürecinin de başarıyla sürdüğünü ifade ederek, “Bütün CHP kadroları ve üyeleri bu süreçten kenetlenerek çıkmalı” diye konuştu. Serter, il kongresi sürecinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir adayı desteklemesinin doğal olduğunu kaydetti.
Mazlum VESEK
-Önce kongre sürecini konuşalım. İlçe kongrelerine gelip konuşma da yapıyorsunuz. Nasıl buluyorsunuz ortamı?
Gayet demokratik bir yarış olduğunu görüyorum. Tabii milletvekili olarak ben de elden geldiğince kongre ortamının dostluk ve birliktelik içinde geçmesi için çaba sarf ediyorum. Konuşmalarımızda da bunu yapmaya çalışıyoruz. Ama bugüne kadar çok keskin diyebileceğimiz bir problem görmedim. Bu da bizim açımızdan sevindirici.
-Siz aynı zamanda eski bir il başkanısınız. Bu görev sizin siyasi yaşamınıza ne kattı?
İzmir, CHP’nin Türkiye’nin 81 ili içinde en çok oyu alarak iktidar olduğu bir il. İzmir’de il başkanı olmak gerçekten ağır ve zorlu bir görevdir. Bir o kadar da onur vericidir. Bu açından bana ciddi bir tecrübe kattığını söylemem gerek. Açıkçası başarılı bir il başkanlığı geçirdiğimi düşünüyorum ki, o görevimdeki başarı benim milletvekili olmamı sağladı. Sayın Genel Başkanımızın bu konuda bize söylediği takdir dolu ve destekleyici sözleri oldu.
-Bir il başkanı en çok hangi yönüyle öne çıkmalı?
Öncelikle müsamahakar ve sabırlı olmak gerekir. CHP İl Başkanlığı çivili bir koltuktur. Göreve talip olan arkadaşların bu bilinçle hareket etmesi lazım. Tabii, 17 yılı aşkın bir zamandır tek parti tarafından kötü yönetildiğimiz gerçeği de var. İl başkanı olmak, CHP’yi ileri taşımanın İzmir’deki en büyük sorumluluğunu almak demektir.
–Kongre sürecinde mevcut il başkanı Sayın Deniz Yücel’e tavsiyeleriniz var mı?
Deniz Yücel, görevdeki il başkanımız olarak görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor. Tavsiyede bulunmayı doğru bulmam. Kendisinin kongre sürecini en iyi şekilde yöneteceğine inanıyorum. İlçe kongrelerinde olduğu kadar il kongresi sürecinde de demokratik bir yarış olabilmesi için gereken özeni göstereceğine inanıyorum.
-Nasıl bir yarış öngörüyorsunuz?
İlçe kongreleri bitmeden ve delegasyon yapısı ortaya çıkmadan bir şeyler konuşmak erken olur. Sonuçta delege yapısına göre adaylar çıkacak ve ona göre bir seçim olacak. Her koşulda iktidar hedefi, perspektifi olan bir il başkanına ve kadro yapısına ihtiyaç olduğunu söylemek şart bence.
–Her kongre sürecinde olduğu gibi yine “genel başkanın adayı” ifadeleriyle karşılaşıyoruz. Siz genel başkanınızın bir kişiyi aday olarak işaret etmesini veya bunun konuşulmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Genel başkanımızın bir adayı desteklemesi doğaldır. Sonuçta çalışma arkadaşı olacak kişidir.
-Ancak, CHP’nin her kentte kendine özgü dinamikleri var…
Olabilir. Yalnız, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde Genel başkanımız kendi işaret ettiği ilçe belediye başkanlarıyla partiyi kamuoyu karşısına çıkardı ve ciddi bir başarı elde edildi. Partimizin başarı grafiğini yükselten böylesi bir deneyim varken, il başkanlığı seçiminde genel başkanımız bir adayı işaret ederse, onunla başarı geleceğine inandığı içindir.
–Böyle bir adaya işaret etmesi desteklenmeli midir?
Evet, gayet tabii. Genel başkanımız böyle bir tutum içine girdiğinde onu desteklememiz gerel.
-Peki, biraz da milletvekili olarak yaptıklarınızı konuşmak isterim. TBMM sürecinizi değerlendirecek olursanız neler söylersiniz?
Gerek İzmir’in gerek Türkiye’nin sorunlarını TBMM’de en iyi şekilde gündeme taşımak için azami düzeyde gayret sarf ediyoruz. Özellikle ekonomi alanındaki sıkıntıları tartışmaya çalışıyoruz. Ben İzmir’de de Türkiye’nin başka kentlerinde de sürekli iş dünyasıyla görüşmeye ve bilgi alıyorum. Bunun dışında da partimiz bizim milletvekilimizin olmadığı ve oylarımızın düşük olduğu bölgelerde görevlendiriyor. Bu kentlerde CHP’yi anlatmaya ve etkin kılmaya çalışıyoruz.
-İş dünyasının durumuna dair bizimle paylaşacağını bilgiler var mı?
Açıkçası ekonomideki gidişatın iyi olmadığını söylemeye gerek yok. Çalışan, emekçi insanlarımız için sıkıntılı olan durum iş dünyası iflaslar şeklinde kendini gösteriyor. 2019 yılı Kasım ayında İzmir’de 49 şirket iflasını verdi. Aralık ayının ilk 5 gününde de 9 firma da aynı durumu yaşadı. 2020 yılının yeni bir şey getireceğine dair de elimizde umut vadeden bir veri yok, maalesef.
–Siz iktidarın bu konuda yani ekonomi konusunda bir planı olduğunu gözlemlediniz mi?
Açıkçası nereye varmak istedikleri konusunda bir fikrim yok. Zaten bir çok konuda olduğu gibi bu konuda şeffaf değiller. Bizim TBMM’de bazı konularda aldığımız cevaplar, kamuoyunca da biliniyor ki, doyurucu değil.
–İzmir dışındaki illerde milletvekili olarak yaptığınız çalışmaların CHP’ye etkisi konusunda neler söylemek istersiniz?
Ben Kırşehir’de de görev aldım. Kırşehir’de, biliyorsunuz, belediyeyi aldık. Muş’ta bulundum. Orada da oylarımız yükseldi. Açıkçası birden çok ciddi bir başarı beklemek de doğru değil. Ancak, gittiğimiz yerlerde insanların ciddi bir ilgisini görüyoruz. Diyaloga açık ve bizi anlamaya, dinlemeye yönelik bir atmosfer görüyoruz. Bu bizim açımızdan sevindirici. Bir de CHP’li olarak İzmir’de siyaset yapmanın rahatlığını görüyoruz. Başka kentlerde il başkanlarımız ve partililerimiz çok zor koşullarda özverili çalışmalar yapıyorlar.

