SUSMAK KABULLENMEK Mİ ?

Bundan altı ay kadar önceye gidelim. Durumda hiçbir değişiklik yoktu. Ekonomi küçülüyor, esnafın, tüccarın,  sanayicinin işleri bozuluyordu. Çiftçi borca giriyor, ürünü para etmiyor, memur, işçi, emekli geçim güçlüğü çekiyor, yaşam zorluğu içinde bankadan bankaya koşuyordu. Halkın kredi kartları Avrupa’da en çok kullanım rekorları kırıyor, dış siyasette gelen gün, bir gün öncesini aratıyordu. Şehit ve gazi haberi almamak için korkuyla akşam haberleri izleniyordu. Doğal afetler, trafik terörü, kadın cinayetleri, çocuk tacizleri olanca hızıyla sürüyordu. Tıpkı altı ay önce olduğu gibi.

CHP de parti içi yarış için başlama işareti verildi. Ülkenin durumu bugünün aynısıydı. Aslında bu gibi durumlarda 1 yıl kongreleri ve kurultayı erteleme yetkisi vardı Parti Yönetimi’nin. Ülkenin içinde bulunduğu şartlar gereği bu erteleme yapılabilirdi. Ülke elden gidiyor, bırakın şimdi parti içi seçimleri, yarışın sırası mı? Denebilirdi. Kavgalı, küs görüntü vermek hoş karşılanmaz denebilirdi. Bunlar olmadı, bildik şeyler yaşandı. Önce mahallelerde komşular, akrabalar, hemşehriler birbiriyle yarıştı. Çoğu mahallede adaletli seçimler yapılamadı. Yarışın sonu barış olamadı. Seçilen seçilemeyen ile küstü, darıldı. Seçilemeyen kendini dışlanmış hissetti. Sonra İlçelerdeki kongrelerde yaşandı bu yarış ve sonrasındaki travma. Sıra illere geldi. Şimdi de deniyor ki İstanbul, İzmir gibi şehirlerde tek adaylı kongre olacak. Seçim diyemiyorum çünkü seçim tek aday ile olmaz. Peki neden oldu bunca gerginlik, tatsızlık, küskünlük? Ne gerek vardı bunca gürültüye?

Mantıklı bir açıklama bulmaya çalışıyorum. Ülkenin içinde bulunduğu şartlar desek, olmaz. Erteleme durumu hiç konuşulmadı bile. Parti içinde İl Başkanı olacak ikinci bir insan yok desek, olmaz. İzmir’in on binlerce üyesine hakaret olur. Tartışılan İl Başkanı desek, o da olmaz. Haksızlık olur. Aranan, istenen, hesaplanan Kurultay delegeliğidir. O isimlerin de belirlendiği söyleniyor. Peki, şimdi kazanan tarafta olarak kurultay delegeliğini hak ettiği halde delege olamayanlara haksızlık yapılmış olmuyor mu? Peki ya karşı tarafta olup da delege olanlar mücadele arkadaşlarına mahcup olmuyor mu? Peki, listedeki belediye başkanları, ilçe başkanları, meclis üyeleri, belediye şirketlerinin yöneticileri her dönem tüm görevleri alırken’ yahu aslında çok ayıp ettik, insanların hakkını yedik ‘ demiyor mu?

Parti emekçilerimiz ise şimdi sessizce olan biteni izliyor.

Geçtiğimiz günlerde Dünya tarihine malolmuş, insanlığın gelişimini etkileyen kitaplar listesi açıklandı. Bir tanesi bana özellikle çok ilginç geldi. Kralın çevresi dalkavuklarca kuşatılmıştı. Herkes kralın rengarenk giysilerinden söz ediyor, ne kadar yakışıklı olduğunu konuşuyordu. Birbirinden etkilenen halk ta gerçekten öyle olduğunu düşünmeye başlamıştı. Taa ki bir gün bir genç KRAL ÇIPLAK diye haykırana kadar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir