Kulisin Sesi
Toplam 611 oy kullanılıyor. %50’si 305 diyelim, üç yüz beş. “Başkan”’ın aldığı oy 253 yazıyla iki yüz elli üç. Fark kaç diye hesaplarsak 52 yine yazıyla elli iki. Bu fark toplam kullanılan oydan değil. Toplam kullanılan oyun yarısından. Totalde fark 358 yazıyla üç yüz elli sekiz.
Neden böyle çocukça hesaplar yapıyorum? Çünkü Deniz Yücel’in açıklamasını dinledikten sonra bende sigortalar attı.
Neymiş? “Tek adaylı bir yarış olduğu için birçok arkadaşımızın işaretleme yapmayı unuttuğunu duymuş.”
Neymiş? “İzmir gibi bir yerde 30 ilçede bir mutabakat sağlamak gerçekten kolay değilmiş.”
Neymiş? “Listede kendini görememiş arkadaşlarımız tepki göstermiş olabilirlermiş.”
Kısacası; “Miş miş de miş miş.”
Bu mişler, mışlar var ya! Çok merak ediyorum: Eğer sadece bir oy alsaydı yine aynı hikayeleri dinleyecek miydik?
Eğer istifa etmezse Deniz Yücel’in başkanlığı da miş miş olacağa benzer.
Ya da O’nu istemeyen örgüt bu “miş mişli hikâyeleri” çok dinleyeceğe benzer.
Tek adaylı yarış bir çeşit güven tazelemektir. Hesap kitap ortada örgüt güven tazelememiş.
Filmi biraz geri saracak olursak, adaylığını açıklamadan önce de Yücel’e İzmir’de örgüt hiç şans tanımıyordu. Adaylık sonrası, “genel merkezin” adayı açıklamaları rüzgar yakalamaya çalışan Yücel belli ki İzmir’in ters akıntılarını dikkate almamış. Dipten gelen dalga Yücel’i yıktı geçti. Bu dalganın büyüklüğünü İzmir örgütü Genel Başkanı’na olan sonsuz sevgisi ve bağlılığını göz önünde tutarak hesaplarsak onla ve hatta yüzle çarpmak lazım.
Yücel belli ki başkanlığı süresince örgüt ile sağlıklı ilişkiler kuramamış. Olabilir. Bu nedenle örgütün bu tavrından herhangi bir sorumluluk ve utanç duymayabilir.
Ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na birazcık saygısı varsa sabahı bile beklemeden istifa etmelidir.

