Çağın gereksiz hızını ve bize yaptıklarını düşünmek için bir fırsat. Kucağımda kedim, elimde çayım, fonda klasik müzik dünyayı sessize aldım.
Gözümüz dönmüştü ne yesek-içsek, neremize ne sürsek, kendimizi nasıl göstersek… ‘An’ı yaşayacağım diye hedonizme teslim olduk, tüm değerleri hiçe saydık… Her şeyi hızlı tüketme haliyle bir türlü kabımıza sığamadık; hızı, sığlığı marifet sandık. Tükettikçe tükendiğimizin farkına varamadık. Ben de oradaydım, buradaydım, hem orada hem buradaydım, her yerlerdeydim diye sokaklarda koşturmaktan düşünmeye fırsat bulamadık…
Tüketim çılgınlığı, çevre katliamları, iktidar hırsı, sınır ötesi harekatlar, işgaller, mülteci sorunu, ölüm ve kan… Televizyon karşısında çiğdem çitleyerek seyrettiğimiz başkalarının acıları…
Ne oldu?
Hastalık kapıya dayanınca yaşamın herkes için ne kadar değerli olduğunu anlayabildik mi? Yok pek de değil galiba… Hala yiyecek stoklama, fırsatçılık peşindeyiz. Tek başımıza hayatta kalamacağımızı bilip bencilliğimizden kurtulma, dayanışma, yardımlaşma ve birbirimizin iyiliğini düşünme zamanı.
Kapladığımız alan sadece bulunduğumuz yerle sınırlı, şu günlerde bir koltukta geçiriyorum vaktimi… Aynı anda her yerde olmadığımıza göre çok fazla şeye sahip olma hırsı saçmalık. Basit yaşayalım ve sadeleşelim!
Bu virüs belki de unuttuğumuz değerlerimizin kıymetini bilmek için bir fırsat olabilir.
Yavaşlamanın, evde oturup düşünmenin, derinleşmenin tam zamanı!
Ders çıkarıp iyiliğe, güzelliğe evrilmemiz umuduyla…
Sevgiyle, sağlıcakla, sakin ve rasyonel kalın!
Selvinaz Aydoğan Çetiner
selvinazcetiner@yahoo.com.tr


Yüreğinize ve kaleminize Sağlık. Umarım yazdığınız gibi bu dönemi sorgulama ve değerlendirmeler ile geçirip bir fayda sağlarız.
Sevgiler,