PAZAR;
BİR TATİL GÜNÜ.
(Kısa Öykü)
Mehmet Akif-2020
.
…Hıı..Hıı. Doğru, günlerden pazar.
…Hey gidi günler hey! Nasılda akıp geçiyorsunuz? Her
biriniz pazar gününe yol açmak için ne de çok didiniyorsunuz.
Hangi yüzyılın, hangi mevsimin, hangi haftanın pazarı? Evet?
Siz de benim gibi bilmiyorsunuz?! Bakın bunu biliyorum.
…Pazar işte. O da ne yapsın? Gelecek. Bir kez gelmesi istenmiş.
…Saat sabahın sekizi. Bakın, üçte biri uykudayken geçmiş.
Geri kalmış iki dilimi, yani on altı “Donkk!”. Bir saatini
uykudan uyanmaya say (tuvalet, el yüz yıkama,v.b), kendine
gelmeye. Bir saatini kahvaltıya (peynirin kesilmesi, dolaptan
maydanoz rokanın, zeytinin, reçelin çıkarılması, domateslerin
yıkanıp kesilmesi, çay demlenmesi, yumurtanın pişirilmesi)
ayır. Yarım saatini ülke ve dünya gündemini kavramaya. Yarım
saatini eşe dosta sosyal medyadan hal hatır sormaya.
Vay vayyy..Vay. Öğle yemeği, akşam yemeği, sevgiliyle (sevişme
dahil) geçirilecek zaman, okuma, yazma, şehirde bunca
tıkınmayı eritmek için yapılacak yürüyüş. Hadi sana kolay
gelsin, tep, sıkıştır bakalım pazarın artta kalanın içine.
…Şöyle bakıyorum da pazar sana, hani çakandan
yaklaştır mı yorsun kimseyi yanına. Neymiş: Tatil günüymüş sün?
Sen öyle san zavallı. Oysa, metro, otobüsler, tramvay, taksi
dolmuşlar, vapurlar yine çalışıyor. Bak, şurada ki çöp bidonu
yine karıştırılıyor; İşe yarayanlar el arabasındaki çuvala
tepiştiriliyor, sonra, kan ter içinde diğer bidona yönel-iniliyor.
Yine gazeteciler, iş başında: Patronlarının belirledikleri
haberlerin peşine takılmışlar. Yine işçilerin bir kısmı yeni
girdiler vardiyalarına. Yine bebelerin gırtlaklarına giriyor
buğday yerine kor. Yine köylüler hanidir bir avuç kalmış
tarlalarının başında; Kimi pamuk sulamada, kimi bağlarını
ilaçlamada, kimi ara açmada, kimi koyun kırpmada. Yine
otelde ahçılar yemek pişirmekte, nöbetçi savcılar ifade
almakta, doktorlar ise reçete yazmakta. Yine anaların
bal mumu renkli gözlerinden süzülüyor yakut renkli
yaşlar. Hangi tatil? Söylesene, nasıl tatil?
…Hadi oradan geç bunları, kandırma. Çekil git başımdan;
Tanrının protokol görevlisi seni. Dua et, neşeli, canlı, güler
yüzlü, sevecen, herkese karşı nazik, sabırlı kumaştan
dokunmuş elbisem üzerimde. Kendini fasulye gibi nimetten
sayma. Biliyor musun, sende iş yok. Sende kibirli bir
tavus kuşunun alçak gönüllüğü var. Bir akarsu akmaktan,
bir yel esmekten usanmaz ise, bir vefasız bıkmaz ise
vefasızlıktan; Kanat çırpan kuştan, kıyıya vuran dalgadan,
tepeyi yalayıp giden güneşten, son nefesini veren yaşlı
adamdan ne farkın var senin? Nasılsa birazdan sıyrılıp
gideceksin yanımdan.
…Farkında bile değilsindir, bu tatil gününde, İstanbul’un
orta yerinde gençten biri, kafayı çekmiş, kıskançlık ya da
geçimsizlik yüzünden karısını öldürmüş; Kadıncağız kan
revan içinde yatar kaldırımın üzerinde. Bir kadın hastanede,
bir diğeri tarlanın orta yerinde uzanmış boylu boyunca ilk
çocuğunu doğurmakta. Birinin başında beyaz gömlekli
doktorlar, diğerinin hak getire. Ama öykü bu, sana inat,
ikisinin de kocasını, kardeşlerini, analarını yanı başında
yazdım. Seninle işleri ne? Beş yıllık nişanlılar bu gece
gerdeğe girecekler; Bu gece vuslat gecesi, duyacaklar
aşklarının sıcak solumalarını; Seninle işleri ne? Adını
söylemem ülkenin birinde, bu gece seçim sonrası kabine
değişecek. ABD veya Rusya açık denizde nükleer deneme
yapacaklar. Nasa şuradaki yıldıza bir uydu gönderecek,
uzayı parsellemek adına. Yeryüzünde bir şehir Hiroşima
benzeri yine bombalanacak. Binlerce insan iyi bir ihtimalle
göç edecek ülkelerinden. Hiç birisinin aklına bile gelmeyecek
bugünün pazar olduğu. Bir hasta bıçak altına yatacak; Genç
yaşlı gazeteciler tutuklanacak, sayısız insan işkence altında
can verecek. Tanımadığın biri kim vurduğa gidecek köşe
başında; Faili meçhul cinayet yani.
…Pazar mışsın?! Tatil mişsin?!! Kim diyor onu? Budala, şu an
Amerika da pazartesisin, Asya da ise cumartesi. Erteler sarmış
etrafını, farkında mısın? Kime yutturuyor sun?! Pazarmış. Hadi
oradan sende. Madem pazarsın, madem tatilsin, durdursana
göreyim zamanın akışını, göndersene saatleri uzayın
derinliklerine, tatile. Hadi, durdur göreyim dört cepheden
saldıran taaruzu; İnanayım pazar, tatil olduğuna?! Ölümü
bugün için durdur: “Tatil bugün. Ölmek yok!” desene? Hadi
“Bugün ölüye hasret olacak mezarlıklar” de bakayım?!
Neden? Diyebilirsin? Dene. Var mısın? Hey gidi mehter
ihtişamıyla ilerleyen pazar seni hey…!!
…Sen ancak, kendini kandırırsın bu gidişle…Neymiş,
tatilmiş?! Neymiş bugün günlerden, pazarmış?!
Seni gidi seni, karınca taciri seni.
.
BİTTİ.
Yazan: Mehmet Akif-2020

