GİTMEK: EN KALBİ FİRAR   

Haydi dün, kazı bütün tortularını arın, toplan  gidiyorsun.                                                                                                           Gitmek, en büyülü veda, yazılıp kendi romanına, koyulup kendi yoluna. Sürükle ayaklarını rastgele, elbet varır bir yere.

Hep istenen, düşlenendir gitmek…

Evden, işten, masadan, sokaktan, çizmekten, yazmaktan, çokça insandan ve dahi kendinden. Nereye giderse gitsin adımlar, bilmeden.

Boğulduğun sulardan, korktuğun kıyılardan, konuştuğundan dokunduğundan, oradan buradan…

Sonsuzluğunu aramaya, sonunu kucaklamaya.

Gitmek; acıyla, anıyla, sancıyla, oyunla, şakayla, rüyayla, hayalle kendimize ısmarladığımız armağan. Öncesi bugünü ve sonrasıyla tozlu dumanlı harman.

Gitmek; bacaların tüte tüte, için ürpere ürpere, dağa taşa, kuma dalgaya, buluta yağmura söyleye söyleye, dinlene dinlene, inana inana…

Hemen silinse de denize yazınca, gül unutursa da fısıldayınca, zırdeli bir rüzgar alıp savursa da haykırmalı alayına, gitmeyi.

Gitmek; sabah olmadan revan olmak yola, yolda güneşi de katmak yanına.

Gün kirlenmemişken, gül’ler uyanmamışken. Kirlileri atıp sepete düşmeli yollara. Geceden kalan ırzına geçilen sokağı teselli ede ede, gözlerini sile sile.

Masalara kapanmış sandalyeler, uyku mahmuru kediler anlamadan daha…

Gitmek; gönül ferahlığı, hoyrat rahatlığı. Gitmek; dün’ün miadı, hayat miladı. En uzun gün: Gittiğin gün!..

Gitmek; geç kalınmış acemilik, şaşkın telaş. Birikmişlerin yola saçılışı, ayakların yalpalayışı.

Gitmek; yüreğini havalandırmak, güneşi yakalamak.

Yas ateşleriyle yanmak, dağ’ın susuşuna şaşmak. Boynunda asılı yalnızlığı itelemek. Adasız denizlerde dümeni kendine kırmak.

Gitmek; kanatana da, kuşatana da el sallamak gümüş çan’ların eşliğinde.

En heybetli isyan, Solgun ruhları gömmek toprağa, doğaya O’nun senfonisine bırakmak kendini…

Gitmek; yanık kalp kokusu. Nehirlere nispet, dağlara inat yok saymaların utancı, sabrındaki dolu sancı…

Çıplaklaşmak gitmek…

Hüzün taarruzlarına rağmen gönlün azadı.

Gitmek; en kalbi firar…

beyhan duran

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir