YAĞDANLIK YAHYA EFENDİ’nin Hafta Sonu Muhabbeti-16

Şirret Gazetesi, 10 Safer 1442

Yeniden Selamün Aleyküm Ümmet-i Müslimin,

Bugünkü hasbıhâlimiz son günlerde bahislerin esasını meydana getiren mevzularla ilgili.

Birinci olarak gelmiş geçmiş Sıhhıye Nazırlarımızın en muvavvakı olan Nazır’ımızın açıklamaları üzerine sürdürülen vaveyla ile ilgili.

Sıhhiye Nazırımız “Vak’a ile hasta aynı şey değildir, biz hasta sayısını açıklıyoruz.” dedi ya, aboooo, sanki yanlış bir şey söyledi, millet koronadan kırılıyor, yollar cesetlerle dolmuş, hastanelerde yer yok da o bir şeyleri saklamak için böyle demiş!

Yahu aveller, şimdi siz azıcık başınız ağrıdı diye “Hastayım çünkü başım ağrıyor. İşe gitmeyeyim.” der misiniz? Doktora gitseniz baş ağrısı ilacı verip sizi gönderecek. Adamdan, “Hastayım ben, bana rapor ver, eve gidip -af edersiniz- takımlarımı yaya yaya yatayım.” deyip rapor isteseniz ağzınıza küreklen vurur değil mi? Hatta doktora bile gitmeden eczaneden bir ağrı kesici alıp en fazla yarım saat içinde turp gibi olmuyor musunuz? Ben oluyorum. Neden peki bu vaveyla? Bunlar, çalışmak istemeyenlerin hezeyanları yahu! Bana kovid teşhisi koydun ya, ben yatayım evde, patron ya da devlet beni ballan böreklen beslesin! Oh ne âlâ memleket!.. Hasta dediğin bir ayağı çukurda olacak ki ona da devlet zaten bakıyor. Hastalık dediğiniz şeyin de bir karizması, şerefi var kardeşim, onu da yerle yeksan etmeyin. O yüzden, koronan var ama maşallah camız gibisin. Tuttuğunu koparırsın. Eee, tak maskeni git çalış. Memlekete katkı ver.  Ama yok, al gazı CEHAPE’den, millî menfaatleri bir kenara koy, yüklen gerçekten çalışana. Sonra millete gerçek rakamları söylesin Sıhhiye Nazırı, millet paniklesin, sinirler ve korkular tavan yapsın. Gelsin Saray’ın kapısına dayansın avam. İstedikleri bu daaa, yok öyle malaka, bu memleket sahipsiz değil. Hangi gün hangi zammın (pardon, “fiyat ayarlaması”, “fiyatların yeniden belirlenmesi” demek daha doğru, “zam” deyince aklıma “Zaman” gazetesi geliyor, böyle çağrışımlardan uzak kelimeler kullanmak lazım) yapılacağı, hangi gün hangi rakamların söyleneceği, hangi rakamların -ülke menfaati için- halktan gizleneceğini bizden iyi bilen birileri var ve elhamdülillah şükür kendisine verdiğimiz yetki ile gecesini gündüzüne katarak engin bilgisi, eşsiz dehası ve olağanüstü çobanlık yeteneği ile sürüyü olabildiğinde kurda kuşa yem etmeden güdüyor yıllardır. Allah başımızdan eksik etmesin.

Saray dedim de efendim Padişah efendimizin saray harcamaları yine önceki yıllarda göre ikiye üçe katlanmış. Yahu enflasyon diye bir şey var, haberiniz yok mu? Bu ne vicdansızlıktır, bu ne aymazlıktır? CEHAPE’li hainlerin beynelmilel devletler ve şirketler eliyle tezgâhladıkları kur vaziyetlerinden haberiniz yok mu? Var da, işte siz gözleri olup da görmeyen, dili olup da söylemeyenlerdensiniz. Okuyan da sanır ki sarayda sürekli şatafat artıyor, padişah efendimiz bütün gün âlem üstüne âlem yapıyor, damatlar, evlatlar millete sırtını dönmüş de bir hanedan saltanatı sürüyor, Lâle Devri yaşıyor. Ey bre cahil ve hainler ordusu, a benim kökü dışarda zakkum çiçeklerim, tabii masraflar artınca ödenek de artacak. Neyse ki kur Damat Hazretleri’nin kontrolünde. Düşünün ki CEHAPE iktidarda olsaydı o dış mihraklar hemen doları öne 5 liraya, sonra 1 liraya indirirdi. Peki iyi mi olurdu? Düşünün ki 1 dolar 1 lira. Tıpkı 1930’lu yıllardaki gibi. Türk parası o kadar değerli!.. Sonra sat bakalım malını gâvura satabiliyorsan. Diyelim ki domates alacak Rusya! “Aman, Türkiye’den almayalım. Çok pahalı çoook!” derler. Gider komşu düşmanımız Yunanya’dan alırlar domatesi. (Tıpkı bizim pamuğu onlardan aldığımız gibi.) Onlar da o parayla silah alırlar, bize caka satarlar, o silahlarla Ege’de adalara çıkartma yaparlar… Allah muhafaza… Yani paranın değersiz olması ve giderek daha da değersizlenmesi çok kötü bir şey değil. Bunu ben anlıyorum da sıradan vatandaş idrak edemeyince CEHAPE’nin şakkadanak tuzağına düşüyor. Yani özetle kimse merak etmesin, ekonomi de corona gibi kontrol altında. Bu tabloyu yaratanlara Allah zeval vermesin. Amin.

Son olarak şu hani bir ayrılıkçı partiye yönelik operasyonlar ve tutuklamalar üzerinden yargıya yönelik çok ayıp yüklenmeler, bir de buna temas edelim. Yahu bağımsız yargı size mi soracak karar verirken, ister 6 yıl sonra tutuklar ister 6 yüzyıl sonra. Sizi rahatsız eden ne? Hani siz çok demokrattınız? Demokrat olmanın birinci şartı şeriatın kestiği parmağın acımaması, şeriat karşısında boynumuzun kıldan ince olması değil mi? Bırakın yargı işini yapsın. Yani tabii yargı işini yapsın derken Yasa-ül Mader gibi de yapmasın. Nedir o Yasa-ül Mader’in son zamanlardaki kararları öyle? Siz kimden yanasınız? Amacınız Padişah efendimizin icraatlerine taş koymaksa bilelim de ona göre format atalım size! Bağımsız yargı dedikse o da haddini bilecek!.. Birlikte çay toplayacak, önünü ilikleyip ayağa kalkacak, esas duruşa geçecek. Yanlış anlamayın, her şey millî menfaatler için. Yap bunları istediğin kadar bağımsız ol, kim karışır sana? Özetle, yargı bağımsızlığı önemli! Çok önemli!..

Bu haftalık da bu kadar. TAMAM mı? TAMAM. Temizlik-Maske-Mesafe! Ha ha ha! Espiri yaptım. Başka bir espiri ile bu yazıyı nihayetlendirelim: CEHAPE ile SOSYAL MESAFE’yi her gün biraz daha artıralım. (Çok gülüyorum şu anda. Espiri yapmak bir meziyet, Allah da bize vermiş işte.)

Hadi bakalım, bir sonraki yazımızda yine buluşmak niyetiyle bugünlük hoşça kalın. (Öpmüyorum, sosyal mesafe nedeniyle ama öpen seven çok biliyorsunuz cemaat âlemlerinde, isteyen gidip orada kendini öptürebilir. Ama kendinizi deşifre etmeyin, CEHAPE’ye malzeme oluyor… Ehlen ve sehlen…)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir