
Şirret Gazetesi, 19 Cemâziyelevvel 1442
YAĞDANLIK YAHYA EFENDİ’nin Hafta Sonu Muhabbeti-24
Yeni bir seneyi idrak ettiğimiz bu ilk sohbetimizde herkese selamlar, sevgiler.
2020 acısı ve tatlısıyla geride kaldı.
Acı olan özellikle Korona belası ile kaybettiğimiz canlar ve yaşadığımız sıkıntılar başta olmak üzere ülke içinde CEHAPE muhalefetinin dış güçlerle ve terör yuvalarıyla el ele yaşattıklarıydı.
Tatlı olan kısımda ise Korona günlerinde bile işsizliğin azalması, enflasyonun çok düşük olması, ülkemizin uçuşunun tam gaz sürmesi, dünyanın her tarafından ülkemize İHA ve SİHA siparişlerinin gelmesi, Akdeniz’de, Ege’de bulduğumuz doğal gazları depolayacak yer bulma sıkıntısı (böyle hoş bir sıkıntı) yaşamamız vb. olaylardı.
Korona tedbirleri içinde sarhoşları denetim altına alma fırsatı bulduğumuz içki yasakları ve Yeni Yıl Kutlamalarının yasaklanması da 2020’nin giderayak artı hanesine yazılacak vakalardı.
Yine içip içip dağıtacaklar, karıya kıza sarkıntı olacaklardı. Kimdi bunlar? Özellikle CEHAPE’li militanlar ile onlara oy veren kitle!.. Taksim’e, Konak Meydanı’na vb. doluşacaklar, hoplayıp zıplayarak çaktırmadan sol kollarını da havaya kaldırıp büyük ihtimalle “Venseremos”, “Çav Bella” söyleyerek Yılbaşı Kutlamalarını manasından saptıracaklardı. Yapamadılar, ooooh oooooh, iyi oldu.
Ben bu sohbetimde özellikle şimdi üzerinde en fazla lakırdı edilen Millî Piyango’da büyük ikramiyenin çeyrek bilete çıkması, bu biletlerin de birinin satılıp üçünün satılmaması üzerine 75 milyon liranın Varlık Fonu’na devri üzerinde duracağım.
Şimdi efendim, öncelikle belirtmeliyim ki Millî Piyango, Loto, Toto gibi şans oyunları aslında adı konulmamış bir kumardır. Dinen caiz değildir. Haramdır. Ama bakıyorum ki bu oyunları en fazla oynayanlar, bilet alanlar genellikle CEHAPE takımı değil de bizim muhafazakâr takım oluyor. Neden? Nedeni basit. Bu paralar bize çıksın da bari hayırlı işlerde kullanalım diye. Maazallah CEHAPE’li birine HEDEPE’li birine çıksa milletin boğazından, çocuklarının rızkından keserek aldığı bilete, oynadığı kupona çıkan para, şer odaklarına gitmez mi? Öyle olunca tabii muhafazakâr kesim, bu paranın hayır işlerine harcanması durumunda haram vasfiyetinin yok olacağı ümidiyle her hafta, her gün bunlara abone olmuş âdeta. Anlayışla karşılamak lazım. Bir izahı yapılabiliyor. Ben de oynuyorum bazen, bilet de alıyorum. Kazı Kazıklan da oynuyorum. Hakketten adı çok güzel: Kazı Kazıklan. Halk böyle bir isim takmış, çok güzel uymuş! Bir gün çıkacak ama büyük ikramiye bana. O gün babamı tanımam, baştan söyleyeyim. Yani babamı tanımam derken, paranın tamamını hayır işlerinde kullanacağım için babam bile istese zırnık koklatmam manasında. Bir de, bu işler ayarlanıyor diyorlar ya, ben bu konuda bilgi sahibi değilim, ama öyle bir şey varsa hani yani ben parayı yarı yarıya kırışabilirim. Hayırlı işlere para harcamak için ille de kesin bir meblağ şart değil. Büyük ikramiyenin yarısı da olsa ben ona fit olurum, hayır işim biraz az olur ama Kazı Kazıklan’da olduğu gibi hiç olmamasından iyidir.
Evet, şimdi gelelim bu Yılbaşı Çekilişinde büyük ikramiyenin çeyrek bilete vurup ne tesadüftür ki bu biletlerden birinin satılıp üçünün satılmamış olmasına. Olamaz mı? Bal gibi olur. Büyük ikramiye üç kişiye vursa, böyle bir usul olsa, birine vursa ikisi satılmasa ne olurdu? Biletine ikramiye çıkan kişi, üçün birini alırdı, şimdi biraz daha az alıyor. Ama alıyor. 25 milyon az para değil. Bana çıksa ben paranın tamamını memleketin bu zor günlerinde Varlık Fonu’na bağışlardım. Neyse ki üç bilet satılmamış da Allah’ın hikmeti işte, bu iş otomatikman gerçekleşmiş. İyi para valla, 75 milyon lira. Yani bir umutla bilet alan milyonlarca insan bu hayırlı işe metazori ortak oluyor. Varlık Fonumuz sağlam olacak ki başkalarının varlık-yokluk dönemecine geldiği günlerde bizim devletimiz sıkıntısız var olabilsin. O dörtte biri alan kişi kim acaba? Parasını hayırlı bir işte kullanır mı acaba? Hay Allah yaaa, bana çıkacaktı ki… Keşke… Her neyse… Ben o paranın üçte birine de razıydım. Gerçi milyonlarca insan gibi mecazen aldım onu ama… neyse…
Neyse muhterem karilerim ama büyük ümitlerle bilet almıştım, rüyama giren ak sakallı bir dede, “Merak etme Yahya Bey oğlum, bu yıl büyük ikramiye sende.” bile demişti. Ak sakallı rüya dedelerine de güven olmuyor artık. Devir o devir. Yazıklar olsun sana ak sakallı üçkâğıtçı!… Sen sıkıyorsa bir daha gir rüyama da gör bak o ak sakallarını tek tek, tel tel nasıl yoluyorum!…
Bu nahoş durumu sizlerle paylaşmadan edemedim ey kari, dikkatli olun, her ak sakallı dedeye kanıp da boş yere umutlanmayın. Kendisine belge sorun. Yetkili olup olmadığına emin olmadan inanmayın. Sakalını çekip sakallarının gerçek mi takma mı olduğunu kontrol edin. Beni bile aldatan bu üçkâğıtçı ak sakallı dedeler saf, mazlum vatandaşa neler yapmaz?
Eveeet, bu haftaki sohbetimiz, muhabbetimiz de bu kadar olsun. Ah ulan büyük ikramiye bana çıkacaktı ki… Bir sonraki yazımıza kadar belki Şans Topu’ndan… Yani, ayarlanabiliyorsa diyorum… Yarısına da…. Üçte birine bile… Kalın sağlıcakla… Dünya malı dünyada kalır… Cennet fakirler içindir, bunu unutmayın… Ehlen ve sehlen…

