
Şirret Gazetesi, 10 Cemâziye’l-Âhir 1442
Selamün Aleyküm Ey Cemaat-ül Müslimin,
Son günlerde siz muhterem karilerimden gelen suallerden biri de “Erken seçim olur mu olmaz mı?” sorusu.
Müsaadenizle bu haftanın mevzusu bu olsun muhteremler.
Öncelikle seçim nedir? Seçim bir tercihtir. Siyasette; beni şu, bu ya da CEHAPE yönetmesin de çok muhterem, cihan güneşi, ümmetin ümidi ve gelmiş geçmiş hünkârların en asili olan Padişahımız Efendimiz ve onun layık gördüğü kıymetli şahsiyetler yönetsin biçiminde tercihte bulunduğu bir halka müracaat amelidir.
Bu amelin hayata geçirilmesinde elbette bazen ümit edilen neticenin alınmadığı zamanlar olmaktadır. Siyasetin cilveleri vardır. Mesela, son İslambol Şehremini seçimlerinde tecrübesi ve şahsiyetiyle şehri ihya edecek Cinali Bey dururken millet reyini soyadında “İmam” kelimesi var diye tongaya gelip Kekrem Efendi’ye verip yanlış tercih yaptı. Yahu, soyadı “İmam” olsa hadi tamam, “İmamınoğlu” olunca neden oy verirsiniz? İmamın oğlu olmak zatın neden tercih nedeni olsun? Atasözlerimiz “Bir âlimden bir zalim doğar.” diye boşuna mı diyor? Bakın bu hayırsız zat ne yaptı etti, iki yıl olmadan Padişah Efendimizin 2040 yılına kadar stokladığı suları pis işlerini temizlemek için kullandı da İslambol su sıkıntısı çekmeye başladı. Öyle olmadı mı? Yine de şehrin imdadına Padişah Efendimizin hükümdarlığında üç kuruşluk bütçesiyle her türden iman atılımını sağlayan Şeyhülislam Efendimiz yetişti de onun riyasetinde “yağmur duaları” yapıldı, bereket yağdı, toprağın yüzü güldü.
Maalesef millet cahil. Bu milletin oyunu almak için adınız “İmam” olsun, dilinizden “din iman” kelimelerini düşürmeyin, elinizde kutsal kitap sallayın, tamamdır. İşte bunu keşfeden CEHAPE de bunu yapıyor şimdi. Kulunçvaroğlu denen hain ve müfteri sözde parti serdarı, yanına almış Maral Hanım’ı, çevresinde utangaç utangaç dolanan Sehavet Partisi, İstikbal Partisi gibi aklı karışık iki cami arasında beynamazları ya da şer odaklarını, milletin dinî duygularını istismar etmek için her şeyi yapıyor. CEHAPE’li zındıkların doluştuğu camilerde hakiki ümmet ehli cuma günleri camilerde yer bulamaz oldu. Bir de nasıl yüzsüzler, nasıl yalancılar!.. Sizin militanlarınızın camilere ayakkabıyla girdiği, Kabataş’ta örtülü bacımızın üzerine af edersiniz hacet giderdiğiniz günleri unutmadık biz… Sizi yalancı ve müfteriler sizi… Unutmadık. Bugün pek dile getiremiyorsak pandemi şartlarında milleti size karşı sokağa döküp birbirlerine corona bulaştırmamak için. Belgeler elimizde, bir gün millete bunları göstereceğiz inşallah. Ben kendi şahsıma bunların gerçek olduğunun kefiliyim. O videoları gözlerimle gördüm ama gördüğümde gözlerim açık mıydı, rüyada mıydım şimdi tam anımsayamıyorum, seneler geçti aradan, belki o videolar da bozulmuştur senelerin tesiri ile de ondan gösterilemiyordur. Öyledir öyle… Ben gördüm…
Buraya nereden geldik? Seçimler… Erken seçim olur mu? “Erken” kelimesi izafi bir kelime. Bana sorarsanız hemen yarın seçim olmaz. Ekonomi uçuştayken, bütün içtimai tabakalara destek üstüne destek yağarken, millet evine kapanmış, yediği önünde yemediği ardında devletimize şükrederek salgının geçmesini beklerken seçim olsa zaten muhalefet diye bir şey kalmaz Allah’ın izniyle ama mes’uliyet diye bir şey var. Yap seçimi, tamam Padişah Efendimiz ve Partisi silip süpürsün oyları ama millet coronlara yakalansın… Olmaz, olamaz! Buna vicdanlar izin vermez. Ama CEHAPE’ye, Maral Hanım’ın EYİ Partisine sorun bir de… Hemen seçim yapalım, boyumuzun ölçüsünü görelim bir kere daha, kapatalım partilerimizi evlerimize gidelim, ev işleriyle, torun torba yetiştirmekle geçirelim kalan ömrümüzü… Dertleri bu. O zamana muhalefet kalmaz, Avropa, Ameriganya ne der? Osmanlı Cumhuriyetinde demokrasi yok!.. Böyle bir oyuna gelir mi Haşmetli Hükümdarımız? Gelmez.
Ama belli de olmaz. Yani şu Bohçalı denen mızmız, mıymıntı yol arkadaşı böyle habire su kaynatmayı sürdürürse, Padişah Efendimiz de şu ara maziden çekip çıkardığı muhterem zatlarla istikşafi müşaverelerini muvaffakiyetle tamamlarsa, HADİBE’yi de diskalifiye edip ya da imana getirip yanına alabilirse neden olmasın? Alınır her türlü tedbir, millet gider reyini verir, belki de gitmez, rey sandıkları ev ev dolaştırılır ya da ne bileyim bilgisayarlardan falan oy verilir. Bulunur canım bir yol, yeter ki Padişah Efendimiz seçimi kazanmayı garanti görsün. Ha, o zaman buna “Erken Seçim” denir mi? Elbette denmez. Kazanma garantiniz varsa neden “erken” olsun? O zaman “Tam Zamanında Seçim” olur bunun adı. Bunun zamanını en iyi Padişah Efendimiz bilir tabii. Diyelim ki iki yıl sonra normal olarak seçimler yapılacak. O gün de geldi, kaybedeceğiniz de belli. E yani bu seçim şimdi “Vaktinde Seçim” midir? Tam tersine “Erken Seçim”in daniskasıdır. Yani bir çözüm yolu icat edilip bu seçimin ertelenmesi icap eder mi, aklıselim herkesin idrak edebileceği ve zikredebileceği gibi elbette icap eder.
Velhasıl kelam, demokrasi iyi bir şeydir, seçimlerle iktidara gelmek de iyi bir şeydir. Elbette iktidara siz gelecekseniz. Bununla ilgili Padişah Efendimiz tahtında dimdik otururken bize laf etmek aslında mekruhtur ama milleti ziyalandırmak vazifesi de bize verilmişse biz de bu vazifeyi ifa etmekle mükellefiz.
Hadin bakalım bu haftalık da bu kadar.
Erken seçim mi olur, baskın seçim mi olur, geciktirilmiş seçim mi olur… Her ne zaman ve nasıl olursa olsun önemli olan seçimin neticesidir. Mazide kalan, seçimi kazanmak için kediler trafoya mı girer, elektrikler mi kesiliverir ya da seçim neticelerine itibar edilmez de yenilenmesi mi sağlanır, CEHAPE’nin tarihte utanmadan müracaat ettiği böylesi tuzaklarına karşı uyanık olmak da icap eder.
Seçimler bahane, iktidar neticedir.
Mühim olan neticedir, onun tarihi değil.
Zannederim ufkunuz açılmış, zihniniz parıldamış, imanınız tazelenmiştir.
Kalın sağlıcakla. Ehlen ve sehlen…

