KAFANI KALDIRMA…

Yıl 1980 Tariş direnişinin en hararetli günleri. İzmir’e henüz sıkıyönetim gelmemişti. Her yer eylem içinde liseler üniversiteler ayakta işçi sınıfına destek olmaya çalışıyoruz. İGD-İLD kapatıldığı için Konak’ta Osmanoğulları kafeyi kullanıyoruz. Yeni Asır gazetesi başlık atmış  güya“ Rus askerine selam dur Türk askerini arkadan vur” diye pankart asılmış Tariş iplik fabrikasına diye. Yok öyle bir şey aslında gazetenin uydurması. İşte tam o gün yüzlerce polis Konak meydanını kuşattı Osmanoğullarında oturan etrafında dolaşan kim varsa gevrekçisi ayakkabı boyacısı işportacısı herkesi toplayıp meydanda yüzü koyun yere yatırdılar. Hepimiz yüzü koyun yerde yatıyoruz. Başını kaldırıp etrafa bakmaya çalışana tekme dipçik iniyor hemen . Kafanı kaldırma diye bağırıyorlar. Orda bi tekmede bana nasip oldu. Sonra otobüsler geldi doldurdular herkesi. Otobüste de ayni komut “kafanı kaldırma”. Ben koridorda ön kapıya yakın bir yerdeyim. Nereye gittiğimizi kestirebilmek için kafamı kaldırır kaldırmaz jopla yıldızları saydırdılar. Neyse götürdüler bizi Atatürk stadyumuna o kadar insanı koyacak nezarethane olmayacağı için. Neyse oradaki dayak faslı bi sonraki yazıya. 1980 de kafanı kaldırma şimdi aşağıya bak. . Başın öne eğilmesin…Kafanı kaldırma 2 …

Evet 41 yıl önce kafanı kaldırma komutlarıyla tekmeyle jopla hepimizi Atatürk stadının soyunma odalarına doldurdular. Herkes şaşkın ama hepimiz muzipiz korkmuyoruz. Şili diyoruz Santiago stadı diyoruz Allende Viktor Jara diyoruz. Sıra bizde diyoruz ama gülüyoruz. Bu sefer oturmak yasak. Yeni komut “ayakta dur” ve ardından “İstiklal marşı söyleyin”.

Söyleyen pek yok mırıldanıyor herkes. Neyse dayak faslı başlıyor. Önce Bayram abiyi yıktılar. Ama ne dayak birkaç polis acımasızca dövdü. Bayram gık demedi her yeri mosmor. Sonra kafayı bıyıklarından dolayı Üzeyir abiye taktılar hem bıyıklarını yoldular hem çok fena dövdüler onu da. Yeraltı kablolarıyla dövüyorlar. İnsafsızca. Derken Gaffar Okan çıktı sahneye. Bi baktı Turgay Çelikörs’ü gördü. Turgay’da Buca’dan sürgün gittiği Adıyaman cezaevinden bir gün önce tahliye olmuştu. Vay kovboy da buradaymış diyerek Sırayı Turgay’a getirdi O da güzel dayak yedi her yerini morartılar. Halbuki Turgay’ın hayali akşam bir iki bira içmekti.

Hafızam beni yanıltmıyorsa onların duruşması 30 ocak 1980 günüydü Şak İbo’yla Turgay tahliye olmuştu İbo Buca’dan Turgay Adıyaman’dan tahliye olmuştu. İbo çocukken araba çarpmasından dolayı ağır ameliyat dikiş izleri taşıyordu. Zaten bu sayede ilk yakalandıklarında da işkence görmemiş dayak yememişti. O günde Gaffar Okan aman İbo’ya dokunmayın bu ameliyatlı elinizde kalır deyince Şak dayaktan yırttı.

Herkes sırayla dayağını yiyip adını soyadını yazdırıp dışarda bekletiliyordu. Tek tek isim yazmayayım. Sıra bana geldi yeraltı kablolarıyla bi güzel dayağımı yedim. Baktım isim yazılan yerde kargaşa var ismimi yazdırmadan sıvışayım dedim. Tam sıvıştığımı sanırken benden uzun ve çok iri bir polis ensemden yakaladı ve beni yere savurdu. “Bu ismini yazdırmadığına göre var bunda bir iş diye telsizle sormaya başladılar ve çok fena yamulttular kendimi kaybettim. Baktılar telsizden aranmıyor cevabı gelince üç beş tekme tokat daha fırlattılar beni de.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir