Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesin bir açıklama yayımlayarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle değerlendirmeler yaptı.
Açıklama şöyle:
“Direnmek, canlılığa ve hayatta kalmaya yönelik bir eylem. 8 Mart yaşamımızı ve bedenimizi tehdit eden her türlü baskıya, şiddete, yok sayılmaya, yok edilmeye karşı; varlığımızı sürdürmeye, bir arada olmaya, birbirimizden destek almaya yönelik bir alan yaratıyor. Her geçen gün de bu direnişin yarattığı alanın boyutları büyüyor.
Biz kadınlar, bir yıldır hayatımızın bir parçası olan pandemi koşullarında hastalığa ve virüse karşı koymaya çalışırken bir yandan da ev içi şiddete uğruyoruz ya da uğrama tehlikesi altında yaşıyoruz. Ev içinde olduğu gibi dışarıda da fiziksel, ruhsal, cinsel saldırıyla karşı karşıyayız. Failler ceza indirimi alırken erkek şiddeti karşısında çaresiz bırakılan kadın, öz savunma hakkını kullandığı halde cezalandırılıyor. Oysa biliyoruz ki ceza hukukunda bir eylemin cezalandırılabilmesinin ön koşulu, o eylemin kanunen suç olarak tanımlanmasıdır. Giderek artan şiddetin yanı sıra ifade özgürlüğümüz ve sendikal haklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Eşit işe eşit ücret alamadığımız gibi mobbinge uğruyor, haksız yere işten çıkarılıyoruz. Çıplak arama insan haklarına aykırı ve işkence kapsamındayken üniversiteli kadınlar çıplak aramaya maruz kalıyor. Kadınlara hukuki güvence sağlayan yasalar ve uluslararası sözleşmelerin uygulanmaması için ayak diretiliyor; 2014’ten beri yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülükleri yerine getirilmiyor. Yine, biliyoruz ki, devletlerin şiddeti bitirmek için toplumsal cinsiyet eşitliğini hem yasalarında hem de toplumsal yaşamda hayata geçirmesi bir zorunluluktur.
Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi olarak, kadını ayrı bir özne olarak görmeyi reddeden, kadının bedenini, emeğini sömüren ve kendi zihniyetini dayatmak için elinden geleni yapan ataerki karşısında kol kola vererek hayatta kalma mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Sömürü ve baskı zincirini kıracak tek gücün kadın direnişi olduğunun bilincindeyiz. Direnişimizi, kadınların yıkıma karşı onarmayı, ölüme karşı yaşamı, parçalanmaya karşı bütünleştirmeyi temel alan gücüyle -bütün renklerimizle- meydanlarda taçlandıracağız. En yetkin biçimiyle var kalma çabamız; ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe karşı sürdürdüğümüz mücadelemiz hepimizin umududur.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.”

