Şu anda saat gecenin 01,30’unu biraz geçiyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin; Kübra Par’ın “Açık ve Net” programında, karşısında biri Habertürk Genel Yayın Yönetmeni, diğeri Sabah gazetesi yazarı, sözde soru soran destekçileri ile “128 milyar dolar nerede?” sorusuna yanıt vermeye çalıştığı program şimdi bitti. Genelde Kübra Par’ın programlarında göstermelik de olsa “hem iktidar hem muhalefet yanlısı konuklar” olur ama bu sefer “tek kale maç” gibiydi. Buna karşın Canikli arada panikliyor, neyi nasıl açıklayacağını bilemiyor, heyecanlanıyor ve bu anlarda muhalefete yönelik salvo atışlarla durumu kurtarmaya çalışıyordu.
Bütün programın özeti: Canikli 128 milyar doların kimseye peşkeş çekilmediğini, alan-satanın birbirini tanımadığı koşullarda arz-talep dengesini sağlayabilmek için bankalar vasıtasıyla piyasaya sürülüp TL karşılığı satıldığını, dövize aşırı talep olduğu için bunu yapmak zorunda olduklarını, böylece daha büyük ekonomik sorunların önüne geçilebildiğini anlatmaya çalıştı. Piyasa neyi gerektiriyorsa onu yaparmış Merkez Bankası, yeri gelir dolar alırmış, yeri gelir dolar satarmış ama bu 128 milyar doları kesinlikle ucuza satmamış, piyasa değeri üzerinden satmış. E bu durumda 128 milyar çarpı ortalama 7,5 – 8 TL = Ne kadar milyar TL yapıyorsa o kadar TL’nin satış tarihi / tarihleri itibariyle Merkez Bankasında olması gerekiyor değil mi? Ama kimse ona “Peki bu para TL’ye çevrildiyse TL olarak nerede?” yani “Bu ciğerse kedi nerde, kediyse ciğer nerde?” diye sormadı. Açıklamayı doyurucu buldular. Keşke bunları daha önce açıklasaydınız, nasıl da ikna olduk, havasında serzenişte bile bulundular üstü kapalı. 128 milyar dolar nerede?” pankartları için ise “Bu soru masum bir soru değil, arkasında art niyet var, en ağır hakarettir bu soru.” diyerek pankartların toplatılmasına destek verdi, birinin ona “Peki bunun ifade özgürlüğü ile bağını nasıl kurabiliyorsunuz?” diye kibar sorusuna da yine heyecanlı el kol hareketleri eşliğinde “Hakaret etmek hiçbir ülkede ifade özgürlüğü değildir.” gibi son derece izleyiciyi “ikna edici” bir yanıt verdi.
Ben şahsen çok “tatmin oldum”. Çok net bir biçimde anladım ki 128 milyar dolar suya düşmüş, suyu inek içmiş, inek dağa kaçmış, dağ yanmış bitmiş kül olmuuuş.
Şimdi de Fatih Altaylı’nın “Teke Tek”inde Ali Babacan var. Geçmişte aynı tasa yapmaları ve aslında aynı emperyalist-kapitalist sistemin içindeki bir alternatif olması gerçeğini unutmadan, burjuva ekonomisini iktidardakilerden daha iyi bildiği kesin bu adamın. Sakin üslubu ve yalın dili ile Canikli’nin karşısına bu akşam Babacan’ı koysalardı Babacan sanırım kibar kibar vuruşlarıyla nakavt ederdi Canikli’yi.
“Özgürlük, hukuk, adalet” diyor Babacan “yersen”! Benim kişisel düşüncem: Uzun vadede Erdoğan’dan iktidarı devralacak iktidarda Akşener ve Babacan şahsen ya da politik çizgi olarak egemen olacak. Emperyalist odakların ve içte Erdoğan’ın iyice tökezlemesini dört gözle bekleyen burjuva çevrelerin bu ikisine odaklandıklarını düşünüyorum. Kılıçdaroğlu ağzıyla kuş tutsa -ki tutuyor da aslında, daha ne yapsın!- yaranamaz bunlara.
Saat 2.30’u geçti. Sızıp kalmazsam seyredeyim biraz daha bakalım.
Herkese iyi geceler, uyuyanlara iyi uykular.

