Defter

Seyfi Elçiboğa

Gençliğimde hatıra defteri kullanımı pek yaygındı. Arkadaşlar arasında, hatıra defterine çaprazlama hoş yazılar karalanır, ev buluşmalarında defterler yakın arkadaşlara okutulur ve duygu dolu hoş anlar yaşanırdı. O günlerden geriye kalmış defterlerimi hâlâ saklarım.

Bu defterlerin yanı sıra ajanda kullanımı da yaygındı. Ajanda dediysem aklınıza günlük hayat kaydı gelmesin. Ajandalara ekseriyetle sevilen şiirler, şarkı sözleri ve akılda kalması istenen özdeyişler yazılırdı. Her sayfa renkli kalemlerle özenle yazılır, kenarlar resimlenirdi.

Sırf resimle yetinilmez, kimi sayfalara dergilerden itinayla kesilmiş fotoğraflar yapıştırılır, sayfa aralarına deftere koku yayması arzulanan ve lakin sayfaya leke yapmasın diye evvelden kurutulmuş olan çiçekler konurdu. Ajandalar mis gibi kokar, muska gibi saklanırdı.

Ajandada boyalı dudaklarla öpülmüş bir sayfa varsa veya sevgiliden kalp içine yazılmış minik bir metin yazısı bulunursa defter sahibi muvaffak biri sayılırdı. Böyle defterlere rastlamak pek güçtü. Hemen tüm defterler özlemle, hemen her defter hüzünle dolu olurdu.

Kopyalamanın kopya kağıdıyla, yapıştırmanın 404’le yapıldığı o yıllarda paylaşımlar canlı yapılır, henüz icat edilmemiş digital bellekler yerine yardımcı bellek niyetine ajanda defterler kullanılırdı. Şarkı söylemek gibi ezberden iyi şiir okuyabilmek de hayranlık uyandırırdı.

Çok şiir bilirdik ezberden. Oyuncular kadar şairleri de sever, hayranlık duyardık. Dargın olduğum bir dostum, çok zor bir anımın ardından yanımda bitivermiş, bana sarılıp hiç küsmemişiz gibi ‘iyi misin?’ diye sormuştu.

‘Gelmiş yoklamış ecel.

Kaburgam arasından.

Yoklasın hele…’

Deyivermişim. Ahmed Arif’in dilinden…

Ve şimdi, koca insanlık, kumsalda hep beraber oturmuş, sahile vuran dalgaları izler gibi bakıyoruz hayata. Dalgalar alçaktan alçağa dövüyor kumları. Köpükler birbirini eziyor. En tepeden gelip en yakınımıza erişen dalgaları birbirimize gösterip gösterip ‘bak gördün mü’ diye soruyoruz.

 

Oysa dalgalar yek diğerinin kopyasıdır. Kimisi hiddetiyle kumları dağıtır ama bir diğeri merhametiyle dağınık kumları toplayıverir. Dalgalardan geriye ne sahildeki kumlarda, ne de kafalardaki hafızada herhangi bir iz kalır.

Kopyala yapıştır, kopyala yapıştır…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir