Özgür Kaplan

Şuracıkta bir Akasya Ağacı vardı. Şimdi kocaman olmuştur diye düşünüyordum. Yerinde yeller esiyor. Araba park edecek yer ne kadar da çoktu önceleri. Boş yer yok derken, ‘Hah tamam, birisi çıkıyor oraya girivereyim’.

Bostanlıya doğru yürümek gerek şimdi, bakayım ne var ne yok? Pideci gitmiş, sipariş etmeden bilirdi ne yiyeceğimi. Seslenirdi ustasına‘ Tek kıymalı yap, acı biber koyma’ . Hoş seda kalmış yerine. Peynirci de mi kapatmış? Yerine pek meşhur bir zincir mağaza gelmiş. Konya kese yoğurdu ne kadar da güzeldi. ‘Abimm hoşgeldin’ derken, güleryüzlü anısı kaldı belleğimde.

Yürüdükçe yaşamımın bir dönemini geçirdiğim Karşıyaka’mın güzel insanlarını anımsıyorum. İddia ediyorum, en güzel lahmacun oradaydı. Ya kardeşim sen neden gittin? Ne yapıyorsun şimdilerde? Sipariş gelene kadar masada sohbetsiz kalmazdım. Hepsi eksilmiş hayatımızdan, çekip gitmişler. Giden yalnızca mahallenin esnafı mı? Değil elbet. Esnaf gidince sohbet de bitmiş, merhaba gitmiş, geriye pek de  bir şey kalmamış.

Bu resimdeki köşe benim için çok, ama çok önemliydi. Semtimizde ev alışverişini bende kaldığında anam yapardı. Alışveriş bitiminde soluk alıp, kahve molası verdiğinde hep bu köşedeydi. Kahvesini keyifle içer, sonra da eve dönerdi.

Şimdilerde köşe başındaki serpilen, efil efil Akasya ağacı yok artık. Sökülmüş yerinden. Mahallenin güzel kalpli esnafı da yok, gitmişler. Üzüldüm gerçekten. Güzel Anam da artık aramızda değil. Bugün gidişinin 3. yılıydı. Onu anmak için oradaydım. Eksildik hepten. Gidenlerimiz çoğalıyor, eksiliyoruz gitgide. Yerine koymak mümkün değilse de eksilen değerlerimizi? Yaşamak çabası yeni, yeniden.

Acıyla, özlemle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir