GÜNE “GÜNAYDIN”LA BAŞLAMAK

Halil URGAN

Günaydın eşim, kızım, oğlum, dostum, arkadaşım, akrabam, meslektaşım, öğrencim, yaşamımda yer bulmuş tüm güzelliklerim!

Güne “Günaydın”la başlamak, seslenilen kişiye “Günün güzel geçsin, ayağına taş değmesin, mutluluk yüzünden, gülücükler dudaklarından eksik olmasın anlamına gelir her şeyden önce.

Varlık dilim Türkçemin en güzel sözcüklerinden biridir “Günaydın!”

İki güzel sözcüğün “gün” ve “aydın” sözcüklerinin bir üst güzellikte birleşimidir. Başka dillerden hangi sözcük ya da sözcüklerle birbirinize seslenirseniz seslenin sabah anlarında, o anne sütü kadar temiz, duru, tatlı “Günaydın!”ın yanından bile geçemez.

Günaydın canlarım benim, eşim, çocuklarım, tüm sevdiklerim!..

Yalnızca bir iyi gün dileği de değildir günümüzde “Günaydın!”

Anlamı katlanmış, katlandıkça varsıllaşmış, teknoloji yeryüzündeki sınırları ortadan kaldırdıkça alanı genişlemiş bir sözcüktür.

Artık her sabah bir “Günaydın!” mesajı, yeryüzünün her tarafındaki sevenlerine “Beni merak etmeyin, bakın yaşıyorum, sizi severek, sayarak, özleyerek varlığımı sürdürüyorum, elim yazıyor, aklım bu mesajı yazabilecek durumda yani yerinde.” mesajıdır.

Bir rahatlatma, bir anımsatma, güzel duyguları bir canlandırma, küllenmiş anıları yeniden alevlendirme ve ruhlarımızı o alevler çevresinde dans ettirme mesajıdır.

Yeryüzünde tek başına olmadığının, iyi dilekler dileyebileceği insanların var olduğunun, onların da size aynı duygularla geri dönüş yapmasının sınırlar ötesi bir duygu bahçesi  oluşturmada bir anlamının olacağının belgesidir.

Hiç tanımadığınız insanlara bile “Size gününüzün güzel geçmesini dilediğim içten bir mektup gönderiyorum, pulu da yüreğimdir.” demektir.

Öyleyse…

Günaydın tanıdığım tanımadığım, emeğiyle geçinen, yerin üstünde ve altında çalışarak yaşamamız için gereken ürünleri üreten, çıkaran işçiler; laboratuvarlarda insanlık için çalışan, hastalarına sağlık verme anında her türlü riske ve hastalık kapma olasılığına açık şekilde günlerini geçiren sağlık emekçileri; çocuklara, gençlere bilimle, sanatla, aydınlık bir yürekle eğitim veren eğitim emekçileri; tarlasını, bahçesini alın teri ile ekip diken, biçip toplayan kır emekçileri; geleceğimizin güvencesi külyutmaz gençler; soğuklarda, cıvcıv sıcaklarda bize tarladan bahçeden toplanmış ürünleri ulaştıran pazar esnafı; günaydın mahalle bakkalı, büyük market çalışanları; gönlünde yâri, aklında memleketi sınırlarda nöbet tutan Mehmetçikler; bizleri işimize, aşkımıza, sevdiklerimize, şehrimize taşıyan şoförler, kaptanlar; özgürlük ve adalet için savaşan yeryüzündeki bütün savaşçılar ve hukuk insanları, hiçbir kişisel çıkar gözetmeksizin gerçekleri bizlere ulaştırmaya çalışan gerçek gazeteciler, aydınlar; insanı “gerçek insan” yapan estetik duygumuzu besleyen şairler, yazarlar; …

Günaydın hepinize!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir