Osman AKTAŞ Yanında ne ana ne oğul, Ne bir sevgili vardı. Bu toprak kokusu da ne… Yoksa yağmur mu vardı; Sabah böyle erken,
Prof. Dr. Osman AKTAŞ
EFKÂR
Bu ses tanıdık bir ses, Kulağımın etrafında Sanki eskilerin sineği; Sanki bir kez daha öldürecek Anamı babamı… Sanki suyunu kesecek tarlaların, Kanını kurutacak dağların…
SES ve SEVDA
Usta, Elinde kıvrak dönen yay Kemanında anılara ses oldu… Ruhum doldu; Çimenin yeşiline, Denizin mavisine… Dört bir yanım ne orman, Ne de deniz;
Seninle
Seninle başladı dönmeye dünya, Sen varsın diye açtı ve soldu kına çiçeği. Seninle doğdu bebek, ağladı, güldü; Işık verdi karanlıklarda Ateş böceği… Seninle
Sen
Sen… Gök kubbenin ortasında parlayan yıldız, evreni var eden tükenmeyen ses… Varlığın yarattı toprağı, toprak her şeyi… Seninle doğdu yanı başında, uzaklarda gördüğün ve
NE YAPTIK
Sular gibi serin akıp dereden Ağam geliyorsun ama nereden? Selam yok sabah yok durgunlardasın, Bir kusur mu işledik yoksa bilmeden… Oğlunu kızını haps’mı
KİMİ KİME ŞİKÂYET EDEYİM
Bütün yıldızlar bir gül gibi soldu; Sonsuz karanlığı gören ela gözlerinde… Nice baharını, yazını çaldılar üzerinden; Yeni tomurcuklanmış Sevdanı aldılar o minik ellerinden.
İŞİNE BAK
Yine şişman mı olurum bilmem; Belki küçülmüşümdür çektiğim hastalıktan. Dinle ey imam bak! Hangi bedenle olsa ne yazar, Çıkacağım karşına utanmadan çırılçıplak. Önce sağa,
HOŞTUR
Sevdayı keramette, Vuslatı kıyamette, Azadı merhamette Arama ey gafil boştur! Yorgun durur derin karanlıkta Sokak fanusunun nuru, Amma hoştur; nemrut elinden kurtarmak onuru… Hoştur,
GECEKONDU GÜZELİ
Ne kocaman hayalleri, Ne sevgilisi vardı… Bazen ev süpürür, cam siler, Bazen bulaşık yıkardı… Bazen allık sürerdi yanaklarına… Babasından gizler rastıklı gözlerini, Annesinden habersiz

